Amerika'da İlk Bayramım: Sofrada Eksik Olan Sandalye

Binlerce mil ötede ilk bayram sabahı. Hindi yerine dolma, FaceTime yerine sarılma. Sofranın iki kıta versiyonu.

Dr. Sait Tüzel
Dr. Sait Tüzel

20 Mart 2026

Amerika'da İlk Bayramım: Sofrada Eksik Olan Sandalye

"Umuntu ngumuntu ngabantu." Ben varım, çünkü biz varız.

  • Zulu atasözü

Bayram Sabahı: Ezan Yok, Alarm Yok

Bayram sabahı gözlerimi açtığımda ilk fark ettiğim şey sessizlikti. Ezan sesi yoktu. Komşu kapılarında bayramlaşma sesleri yoktu. Sokakta çocukların "bayram harçlığı" koşturması yoktu. Amerikan mahallesinde sıradan bir Cuma sabahıydı; çöp kamyonu geçti, komşunun köpeği havladı, posta kutusu kapandı.

Ama bizim için sıradan değildi. Takvimde küçücük bir not: "Bayram."

Eşim mutfakta çoktan harekete geçmişti. Dolma yapacaktık. Yaprak, Amazon'dan gelmişti. Türk marketinden değil, Amazon'dan. Baharatlara gelince, yarısı H Mart'tan (Asyalı market), yarısı Türkiye'den son gelişte bavulun dibine sıkıştırılmış naylon poşetlerden. Bir bayram sofrası kuruyorduk, malzemeleri iki kıtadan toplayarak.

Çocuklara Bayramlık

Çocuklara bayramlık almak gerekiyordu; gelenek geleneğe. Target'a gittik. Bayramlık diye bir kavram yoktu tabii. "Bayramlık" yerine "cute outfit" dedik kendimize. Oğluma bir polo tişört, kızıma çiçekli bir elbise. Kasada Amerikalı kasiyer "Special occasion?" diye sordu. "Holiday" dedim. "Oh, which one?" dedi. Açıklamaya çalıştım: "It's like... Turkish Thanksgiving but more religious and... with candy." Kasiyer gülümsedi. Ben de güldüm. Ama içimden değil.

Kişisel Deneyim

Target'ın çocuk bölümünde bayramlık ararken, aklıma annemin bizi bayram öncesi Kızılay'a götürüşü geldi. Yeni ayakkabının kutudan çıkış anı, annemin "bir bak bakalım ayağına oluyor mu" demesi, babamın kasada "hepsini sar" demesi. O anıların kokusu bile vardı: yeni deri, ütülenmiş gömlek, kolonya. Target'ta kolonya yoktu. Ama sevgi vardı, sadece farklı ambalajdaydı.

FaceTime ile Bayramlaşmak

Sabah saat 8'de (Türkiye'de öğlen 3) FaceTime'ı açtık. Ekranda annem belirdi. Gözleri parlıyordu, ama kenarları nemli. "Bayramınız mübarek olsun yavrum" dedi ve öpücüğü ekrana yaklaştırdı. Telefon ekranından öpücük almak, gurbetçiliğin en dokunaklı ve en yetersiz ritüeli.

Babam arka planda çayını karıştırıyordu. "Oğlum orada yağmur var mı?" dedi. Hava durumunu konuştuk, çünkü asıl konuşulacak şeyler (özlem, mesafe, zaman) söze sığmıyordu.

Çocuklar ekrana baktılar, el salladılar, "Bayramınız mübarek olsun dede!" dediler ve üç dakika sonra oyuncaklarına döndüler. Onlar için bu normal. Dedenin ekranda olması, fiziksel dünyanın bir parçası. Benim için ise her FaceTime bayramlaşması, kapatılan ekranın ardından gelen o üç saniyelik sessizlikte yaşanıyor. O sessizlikte binlerce kilometre var.

Sofra: Lezzet Hafızadır

Dolma, Börek, Baklava

Öğlene doğru sofra hazırdı. Yaprak dolma: annemin tarifiyle ama annemin eli olmadan. Peynirli börek: yufkayı burada bulmak mucize, phyllo dough ile idare ettik. Baklava: Türk marketten almıştık, pahalıydı ama bayramda baklava olmadan sofra sofra değildir.

Sofraya bakınca Türkiye'deki sofrayı hayal ettim. Orada yirmi kişilik sofra, burada dört kişilik. Orada altı çeşit dolma, burada bir tek yaprak sarma. Orada babaannenin elinden lokma, burada Amazon'dan gelen kavanozdan yaprak.

Ama bilirsiniz, sofranın büyüklüğü kişi sayısıyla değil, yürek sayısıyla ölçülür.

Eksik Sandalye

Sofrada bir sandalye boştu. Her bayram sofrası gibi burada da bir yokluk vardı, ama bu sefer o yokluk okyanusun ötesindeydi. Babamın sandalyesi. Annemin sandalyesi. Kardeşimin, yengemin, yeğenlerimin sandalyeleri. Hepsi boştu.

Eşim baktı, ben baktım. Çocuklar neşeyle dolma alıyorlardı, haberleri yoktu eksik sandalyelerden. Belki de en doğrusu buydu; çocuklar anı yaşar, biz yetişkinler anıyı taşırız.

"Hygge." Sıcaklık, birlikte olmanın anı.

  • İskandinav kavramı

İki Bayram Arası

Türk Bayram Ziyareti vs Amerikan Drop-by

Türkiye'de bayram ziyareti bir ritüeldir: büyüklerden başlanır, eller öpülür, çay içilir, şeker alınır, en az yarım saat oturulur. Amerika'da ise "drop by" kültürü var: kapıda beş dakika, "Happy holidays!", bir kurabiye bırakılır, gidilir.

İlk bayramımızda birkaç Türk aileyle buluştuk. WhatsApp grubunda organizasyon: "Saat 3'te bizde olsun, herkes bir şey getirsin." Dolma getiren var, börek getiren var, Türk çayı getiren var. Bir Amerikalı komşu da geldi, elinde bir apple pie ile. "I heard you guys are celebrating something!" dedi. Kabul edildik.

O apple pie bayram sofrasında biraz garip duruyordu. Ama güzeldi. İki kültürün bir tabakta buluşması gibi.

"Baba, Okulda Neden Tatil Yok?"

Çocuklar için en zor kısım buydu. Türkiye'de bayram = tatil. Okul kapanır, herkes evde, sokaklar şenlik. Amerika'da ise bayramımız normal bir iş günü. Oğlum sabah "Baba, bugün bayram değil mi? Neden okula gidiyorum?" dedi. Açıklamaya çalıştım: "Bizim bayramımız burada tatil değil, ama biz yine kutlayacağız akşam." Tatmin olmadı, ama kabullendi. Çocuklar hızlı kabullenir, çünkü hayatın kurallarını henüz sorgulamayı öğrenmemişlerdir.

Thanksgiving ile Karşılaştırma

İlk Thanksgiving'imiz, ilk bayramımızdan birkaç ay sonra geldi. Ve şaşırtıcı derecede tanıdık hissettirdi.

İki Sofranın Ortaklıkları

  • Şükran: Bayramda "Allah kabul etsin", Thanksgiving'de "I'm grateful for..."
  • Aile: İki kültürde de sofra ailedir
  • Yemek: Merkeze konan büyük bir yemek; hindi orada, dolma burada
  • Aşırılık: İki bayramda da gereğinden fazla yemek yapılır, kimse aç kalmaz

Farklılıkları

  • Hindi vs dolma: İkisi de sevgiyle hazırlanır, ama birinin kokusu beni eve götürür, diğeri beni burada tutar
  • Sabit tarih vs kayan takvim: Thanksgiving her yıl aynı hafta, bizim bayramlar yılda 11 gün kayar
  • Football vs muhabbet: Thanksgiving'de TV'de maç açılır, bayramda TV kapatılır

Yeni Gelenek

Zamanla bir şey fark ettim: iki bayramı birleştirmek zorunda değiliz, ama yan yana koyabiliriz. Thanksgiving sofrasına bir tepsi baklava, bayram sofrasına bir dilim pumpkin pie. Çocuklar ikisini de seviyor, çünkü onlar "arada kalmak" değil, "ikisine de sahip olmak" diye düşünüyor. Belki de en doğrusu onlarınkidir.

"Bir mum diğer mumu tuturmekle ışığından bir şey kaybetmez."

  • Mevlana

Sofrada Eksik Sandalye Hep Olacak

Bu yazıyı bitirirken biliyorum ki, her bayram sofrasında eksik bir sandalye olacak. Okyanusun ötesinde biri hep eksik kalacak. Bu gurbetin değişmeyen gerçeği.

Ama şunu da öğrendim: sofrada eksik sandalye hep olacak, ama sofraya oturanlar çoğaldıkça, o boşluk küçülüyor. İlk bayramımızda dört kişiydik. Şimdi bayramlarda on iki kişi oluyor: Türk aileler, Amerikalı komşular, hatta bir keresinde Meksikalı bir aile. Sofra büyüdükçe, eksik sandalyenin acısı yumuşuyor. Kaybolmuyor, ama yumuşuyor.

Ve belki de bayramın asıl anlamı bu: kim eksik olursa olsun, sofraya bir tabak daha koymak.


Bu yazı, kişisel deneyimlerime dayanmaktadır. İki kültür arasında yaşamın diğer yönleri için İki Vatan Arasında: Ev Kavramı yazıma, kültürel farklar hakkında Kültürel Farklar Rehberi yazıma göz atabilirsiniz.

Son güncelleme: Mart 2026

bayramgurbetkültürel farklarThanksgivingkişisel deneyimaile